Hayatta en samimi mürşit rakıdır

Hayatta en hakiki mürşit ilimmiş. Peh. Söyleyenin iyi niyetinden şüphem yok. Lakin laf müthiş zararlı. Mürşit, yol gösteren, kılavuz demektir. Bu hakiki kılavuz bir GPS ise lafım yok. Ama genel olarak ilim, haddini bilmelidir. Sürekli olarak hastalık icat eden modern tıp, sürekli konuşturup bir şey söyleyemez hale getiren iletişim teknolojileri, bir araya tıkıştırırken uzaklaştıran şehir plancılığı diye bir başlarım hafakanlar basar hepinizi. Bu işin sadece bir kısmı. En az onun kadar önemlisi ilim ve fen büyük oranda asker için, devlet için çalışır. Bir çok teknoloji, misal İnternet, önce asker için...
read more

Geçmiş dönemlerin zarif rakı sofraları

Geleneksel “bâde” (içki) sofralarımızın derinliklerine, “hemdem” (paylaşma ve kaynaşma) sofralarımızın otantiğine inebilmemiz için Gelibolulu Mustafa Âli’nin eserlerini meydana getirdiği 16. yüzyılın ortalarına dönmemiz doğru olur. Çünkü Mustafa Âli eserlerinde o dönemlerin içki sofralarını da anlatmıştır. Ayrıca, Mustafa Âli’nin yaşadığı dönem rakının ilk kez ülkemizde üretilmeye başladığı yıllardır. O yıllardan önce sadece şarap sofraları vardı. Bizlere Kanuni Sultan Süleyman’ın saltanat dönemindeki bâde sofralarını anlatmış olan Gelibolulu Mustafa Âli (d1541-ö1600) Osmanlı tarihçisi ve şairi olduğu...
read more

Sâki

Sâki
İçki sunan kimse. Bektaşilikte dem adı verilen şarap ya da rakıyı cemaate sunan dini görevliye de sâki denir. Gedikli meyhanelerde sâkiliği muğbeçe adı verilen, genellikle Sakız adasından gelen Rum oğlanlar yapardı. Sâkinamelere göre, sâki 18-25 yaş arasındaki delikanlılardan seçilirdi. Yaşı geçmiş olanlar mutfağa veya geri hizmete alınırdı. Sâkinin güzel yüzlü, güzel huylu, boyu bosu yerinde ve ince olması istenirdi. Yüzünde güzellik mührü sayılan halep çıbanı dışında hiçbir çıban, yara, bere, et beni bulunmamalıydı. Dişleri temiz ve sağlam, dudakları kırmızı, ağzı küçük, kirpikleri uzunca ve...
read more

Uzo (ouzo)

Uzo (ouzo)
Tarımsal kökenli etil alkolün başta Chios adasına özgü sakız (Pistacia lentiscus Chia veya Latifolia) olmak üzere anason, yıldız anason, rezene gibi değişik bitkisel girdiler ile aromatize edilmesi suretiyle hazırlanan, az şekerli, renksiz, genellikle % 40 alkol derecesi civarında şişelenen Yunanistan’ın ünlü anason aromalı distile alkollü içkisi. Sadece Yunanistan ve Kıbrıs’ta üretilebileceği ve üretiminde kullanılan alkolün en az % 20’sinin, aromatik tohumlar ve diğer bitkisel girdilerin ilavesiyle doğrudan imbikten çekilmiş aromatize etil alkol olması gerektiği konuları, AB mevzuatı ile hükme...
read more

“Rakı Sofrasına Mezeler”

“Rakı Sofrasına Mezeler”
Peynirin Çeşitli Halleri Madem ki bu ilk meze yazısı olacak o zaman rakı sofralarının olmazsa olmazı, 101 dersi, kral ve kraliçesi, A’sı B’si… nasıl demek isterseniz artık öylesi kavun ve peynirden başlayalım. Rakı sofrasında peyniri ve kavunu biraz farklı bir şekilde sunmak için çok basit ve lezzetli bir tarif olacak. Bu ve pek çok başka mezeler için başucu kitabım Gökçen Adar’ın Mutfakta Dört Mevsim serisi. İlk tarif kavun çanağında fesleğenli beyaz peynir, “İlkbahar-Yaz” kitabından ve hem sunum olarak nefis, hem de lezzet olarak. Kavun Çanağında Peynir Malzemeler (4-6 kişilik) • 1 kalıp yağlı, sert...
read more

Rakı sofralarımızın geçmişteki ahvali…

Rakı sofralarımızın geçmişteki ahvali…
Geleneksel çilingir sofralarımızın derinliklerine, dostlar sofralarımızın otantiğine inebilmemiz için Gelibolulu Mustafa Âli’nin eserlerini meydana getirdiği 16. yüzyılın ortalarına dönmemiz gerekir. Çünkü Mustafa Âli eserlerinde o dönemlerin içki sofralarını da anlatmıştır. Ayrıca onun yaşadığı dönem rakının bulunduğu ilk yıllara denk düşer. Osmanlı tarihçisi ve şairi Gelibolulu Mustafa Âli (d 1541-ö 1600) eserlerinde o günlerin toplumsal yaşamını, devlet kuruluşlarını, bilim ve sanatı, görgü kurallarını, yiyecek ve içecekleri hakkında da geniş bilgiler vermiştir. Onun “Mevâidû’n-nefais fi Kavâ’idi’l...
read more

Murat Uyurkulak: “Rakı sofrasında kibir asla olmamalı, sarımsaklı süzme yoğurt illa olmalı!”

Murat Uyurkulak: “Rakı sofrasında kibir asla olmamalı, sarımsaklı süzme yoğurt illa olmalı!”
Tol ve Har için yeni bir şey söylemek mümkün mü, emin değilim. İkisini de ilk çıktığı günden biliyorum. Hatta sanırım daha öncesinden, yazılma aşamasından da. Sonrasında Mahir Günşıray’ın sahneye koyduğu halini de iki defa izledim Tol’ün. Benim asıl merakım, yazarı için o kitapların şu anki yerleri nedir? Çoktan miadını doldurdu mu yoksa “şurasını şöyle yazmalıydım” mesaisi devam ediyor mu? Bir yerde noktayı koyup yayınlama kararı aldığında kitabın üzerindeki tasarruf hakkını da okura teslim etmiş oluyorsun… Fakat kafanda bitiyor mu, hayır… Elbette, arada bir elime alıp göz gezdirdiğimde sık sık...
read more

Rakı İçerken 100 Yapılmaz

Rakı İçerken 100 Yapılmaz
1. Sarhoş olunmaz. 2. Masada konuşulan masada kalır. Kayıt, not tutulmaz. 3. Fotoğraf çekilmez. Dışarıdan çekene kızılmaz. 4. Telefonla konuşulmaz. Çalarsa açılır, “Rakı içiyorum” denir, kapatılır. 5. GSM’le oynanmaz: Sofra iPhone, Blackberry tanımaz. 6. Muhabbet esnasında biçem, izlek, imgelem gibi kelimeler kullanılmaz. 7. Kadınlar silip oturur: Rakı bardağında ruj izi olmaz. 8. Düzgün konuşulur, lüzumsuz şirin olunmaz. 9. Rakıda hızlı gidene karışılır, yavaş düşene karışılmaz. 10. Argo konuşulur, küfür edilmez. 11. “Hey!”, “hişt!”, “pişt!” gibi ünlemler kullanılmaz. 12. Memleketi herkes meşrebine...
read more

akşamcı

akşamcı
Her akşam işini bitirdikten sonra meyhaneye uğrayarak veya evine gidip rakı içmeyi âdet edinmiş kişilere verilen ad. İstanbul’un bugün hayal olmuş, hiçbir örneği kalmamış eski gedikli meyhanelerinde iki tür akşamcı vardı. Birinciler, meyhanenin girişinde bulunan tezgâhta bir iki tek atıp gidenlerdi. Bunlar için tezgâhın üstünde fasulye piyazı, lahana dolması, leblebi gibi sıradan mezeler bulunurdu. Daha uzun süre kalacak müşteriler ahşap sofralarda ağırlanırdı. İtibarlı müşteriler içinse şirvan adı verilen ve birkaç basamak merdivenle çıkılan balkonlara özel masalar kurulurdu. Ünlenen ilk akşamcı...
read more

Dünya Rakı Haftası

Dünya Rakı Haftası
2008’den beri aralık ayının ilk haftasında bütün dünyada kutlanan uluslararası rakı şenliği. Dünya Rakı Haftası’nın temelleri internetin yegâne rakı portalı Büyük Keyif (www.buyukkeyif.com) tarafından düzenlenen geleneksel buluşmalarda atıldı. 2006’da aralık ayının ilk cumartesi gecesi Cumhuriyet Meyhanesi’nde ilk Dünya Rakı Günü düzenledi. Ardından bir günlük şenlik genişletildi, 2008 yılı aralık ayının ilk haftasında Çiçek Pasajı’nın tamamında Dünya Rakı Haftası olarak kutlandı. Böylece rakı festivali haline gelerek evrensel bir kimliğe büründü. Almanya’da her yıl düzenlenen Octoberfast bira...
read more

O güzel dost sofraları…

O güzel dost sofraları…
Rakı sofrası dostlukları, kadeh arkadaşlıkları çok güzeldir. En önemlisi de uzun soluklu olur bu dostluklar, uzun ömürlü de olurlar üstelik. Bizim ilk gençlik yıllarımızda genellikle “Hemdem Sofrası” tabiri kullanılırdı rakı sofraları için. Bilindiği gibi hemdem sözcüğü paylaşmak ve kaynaşmak, daha doğru bir ifadeyle “paylaşarak kaynaşmak” anlamına gelir. Zaten rakı sofralarının en anlamlı özelliği de hemen her şeyin paylaşılmasıdır. Rakıyı da, mezeyi de, gamları ve kederleri olduğu gibi neşeyi de mutluluğu da olabildiğince paylaşırız bu aziz sofralarda. Hâsılı, dostluk köprülerinin atıldığı,...
read more

Hızlı hazırla yavaş ye! Bir saatte rakı sofrası…

Hızlı hazırla yavaş ye! Bir saatte rakı sofrası…
Cuma akşamları zordur! Haftanın son günü enerjinizin son damlasını kullanırsınız. Bir taraftan haftasonuna girecek olmanın verdiği heyecan, diğer taraftan geçen haftanın yorgunluğu… Hem dışarı çıkıp bir kafa dağıtmak isteği ama bir yandan da “Acaba evde oturup ayakları sehpaya uzatsak, evde keyif mi yapsak?” ikilemi! İşte öyle bir zamanda, enerjinizin o son kalan damlasını işte değil de, evde bir sofra kurmaya kullanabilirseniz, evde keyifli bir rakısı sofrası önereceğim. Zira biz geçen hafta aynen de böyle yaptık, iyi ki de yaptık! Biz Cenevre’de yapabiliyorsak, siz de dünyanın herhangi bir yerinde...
read more

Geçmiş dönemlerin zarif rakı sofraları

Geçmiş dönemlerin zarif rakı sofraları
Geleneksel “bâde” (içki) sofralarımızın derinliklerine, “hemdem” (paylaşma ve kaynaşma) sofralarımızın otantiğine inebilmemiz için Gelibolulu Mustafa Âli’nin eserlerini meydana getirdiği 16. yüzyılın ortalarına dönmemiz doğru olur. Çünkü Mustafa Âli eserlerinde o dönemlerin içki sofralarını da anlatmıştır. Ayrıca, Mustafa Âli’nin yaşadığı dönem rakının ilk kez ülkemizde üretilmeye başladığı yıllardır. O yıllardan önce sadece şarap sofraları vardı. Bizlere Kanuni Sultan Süleyman’ın saltanat dönemindeki bâde sofralarını anlatmış olan Gelibolulu Mustafa Âli (d1541-ö1600) Osmanlı tarihçisi ve şairi olduğu...
read more

susuz rakı

Su konmadan sek içilen rakı. Eskiler rakıya su koymazdı. Sek rakı dolu kadehlerini masada duran karlıklarda soğutup içerlerdi. Ahmet Rasim bu hususa bilhassa önem verirdi. Refik Durbaş şu anekdotu aktarır: “Ahmet Rasim’i bir gün ziyafete çağırırlar; üstad bakar ki, ne görsün, sofrada içkiden eser yok. Çaresiz masaya oturur, önce balık getirirler. Üstad, Aman bana bir kadeh; ben rakı ile balığı pek severim der. Arkasından ekşili köfte gelir, üstad bir kadeh daha ister: Köfte ile bayılırım. Derken dolma gelir sofraya. Üstad, dolma ile de bir kadeh yuvarlar. Sonunda ev sahibi dayanamaz: Kuzum üstad, siz...
read more

Çilingir Sofrası

Çilingir Sofrası
Rakıya eşlik etmesi için kurulan mütevazı adap sofrası. Rakının yanında yemek yemek yakın zamanlarda, geleneksel meyhane kültürü bozulup içkili lokantalar yaygınlaştıkça ortaya çıkmış postmodern bir olgudur. Esas olarak rakının yanında yemek değil, meze yenir. O mezeler de rakıya göre seçilir, rakı damağına uygunluğu test edilerek belirlenir. Meze, Farsçada tat veya çeşni anlamına gelir; yani mezeden tadılacak veya çeşnisine bakılacak yiyecekleri anlarız, tanımı gereği tadımlık bir şeydir. Üstat Ahmet Rasim yemek ile meze arasındaki ayrımı çok açık bir biçimde belirler: “Meze hiçbir zaman karın...
read more